İyi gitmiyor. Elde sadece, Trump ve Putin’in kararlılığı var. Normal şartlarda, ‘dünya üzerinde yapılmak istenen herhangi bir şeye daha ne lazım’ diyebileceğiniz ‘süper güç birlikteliği’, üzerlerine basa basa mayınlı alanlardan geçiyor. Hem ABD hem Rusya devlet başkanları, hem de “birlikte” kimden sakınabilir?..
Bir,
önce şu takvimi düzeltelim; Başkan Trump, ‘Ukrayna meselesini bir günde çözerim’ demişti ve bu ‘metaforik irade’, Avrupa’ya ve ülke içineydi! Yoksa Rusya dahil herkes -ki Kremlin açıkça söylemişti-barışın kısa sürede gelmeyeceğini biliyordu. Hatta, bir aydan fazla süre önce Dışişleri Bakanı Sayın Fidan soru üzerine, ancak ‘Temmuz’u işaret etmişti ki, kesinlik ifade etmediği gibi ‘kusursuz barıştan’ da söz etmiyordu. Bugün sürecin 2025 yılını devirebileceği hissediliyor. Bu Washington veya Moskova’nın kararlılığına halel getirecek bir tehir değil. Gelgelelim iki ülke lideri birden ilk kez, çok sayıda, organize ve uluslararası düşmana sahip…
İki
, İngiltere eski Başbakanı ve Ukrayna barışını/İstanbul anlaşmasını çelmeleyen bir numaralı isim Boris Johnson, bugün Kiev yönetiminde kritik pozisyonları tutan “milliyetçi” kadroların savaşın bitirilmesi önünde en büyük engel olduğunu söyledi…
Üç
, bu kadronun tuttuğu pozisyonlara erişmesini sağlayan İngiliz İstihbarat servisi MI6’tır. Kiev’deki İngiliz hakimiyeti bizzat Zelenski’nin kişisel korumalığına kadar incelmiş durumdadır…
Dört
, Bugün kimi spekülasyonlara kulak verirseniz, İngilizler Odessa’da dahi (Karadeniz) üs kurmayı planlıyor. Yani, İngiliz-Kiev aşırı milliyetçileri ittifakı kilit noktalardan biridir…
Beş
, bu “hücre”nin Avrupa’daki ağ(a)ları, Trump yönetiminin girişimlerine karşı yaşlı kıtada fiili siyaset organize ediyor! Onlar için Amerika-Rusya yakınlaşması kabul edilemez…
Altı
, Bu ekip, S. Arabistan-Riyad’da yapılan görüşmelerde önerilen barış yapıcı teklifleri de sabote ediyorlar. Moral verici açıklamalara rağmen gerçek şu ki, Riyad görüşmelerinde herhangi ilerleme yok…
Yedi
, bu yüzden geriye tek seçenek kalıyor gibi; Zelenski’nin bir şekilde iktidardan uzaklaştırılması! “Seçim” veya “BM Barış Gücü” lafları buradan çıkıyor. Ancak daha çetrefilli ve büyük sorunların kapısını açıyor…
Sekiz
, şunlardır;
a
) devasa savaş vurgunları şebekesi,
b
) Amerikan derin devleti,
c
) Bidencılar, Zelenski ve arkasındakiler Avrupa ve ABD demokratlarının da desteğine sahipler. Yani, derin devlet yüzünden Zelenski’yi “devirme girişimi” riskli, Batı demokratları/Bidencılar yüzünden seçim de zor veya yine tehlikeli. Bir de Zelenski giderse yerine kim gelecek muamması var. Bu maddeler aynı zamanda, “kimlerle barış konuşuyoruz” sorusunu da düşündürüyor…
Dokuz
, Putin’in BM gücü önerisinin altında yatan şu; a) Savaş durur. b) Avrupalılar sahaya-gönüllüler gücüyle-giremez. Arkasından da seçim gelir!
On
, Avrupa’nın buna şiddetle karşı çıkacağı kestirilebilir çünkü mesele sadece Rusya değil, Trump da değil. Ekonomilerini bu savaşın korkusuyla kuruyorlar. Kamuoyları da başka türlü ikna olamaz. Dahası, savaş biterse “sorumlu arayan” çok olur…
On bir
, buraya kadar özetleyelim; ABD ve Rusya ilişkilerini düzeltmek istiyor. Ama Amerikan derin devleti, Avrupa Bidencıları ve Avrupa ekonomisine çökenler direniyor. İlk kez NATO içinde de başı-bozuklar bulunuyor!
On
iki,
ABD ve Rusya kimi “teknik” konularda uzlaştılar. Bu anlamıyla bazı ilerlemeler var ama “yumuşama” hamlelerinden öte değiller. Yine de Rusya üzerindeki yaptırımlara kapı açtığı öngörülebilir. “Jeopolitik istikrar” hedefinden ise hayli uzak…
On üç
, Rusya’nın da zorlukları var. Bu savaşın iç kamuoyuna satılış biçimi, kesin sonuçlarla tatmin edilmelerini bekliyor. Mesela, toprak vermesi neredeyse imkânsız. Kiev de olduğu gibi savaş Rusya’da da milliyetçi duygu ve beklentileri keskinleştirdi. Savaşı kazandıklarına inanmış durumdalar ve masadan çıkacak sonuç şüphe uyandırmamalı! Hasılı, orası da karışık; geçtiğimiz Cumartesi, Rus Federal Güvenlik Servisi (FSB) karargâhının yanında Putin’in resmi araç filosundan bir limuzin havaya uçtu!
On dört
, Paris ve Londra’nın başını çektiği “savaşçı” grup, zaman zaman Berlin’i de arkasına alarak, Rusya’nın Avrupa’ya saldıracağını söylüyor ama hepsi “okumuş-yazmış” Avrupa’dan, “nasıl yani” sorusu çıkmıyor! Tersini de soran yok; olmaz ya Rusya gerçekten saldırsa kim/nasıl karşı duracak?
On beş
, Amerika’da genel kanı, Joe Biden’ın giderken bu bubi tuzağını bıraktığı şeklinde. Tesla’ya yönelik saldırıları dahi bunun parçası olarak görüyorlar. Trump’ı dört yıl oyalayabilirlerse, seçimlerde dengelerin değişebileceğine yatırım yapıyorlar. Başkan’ın,
“üçüncü dönemi düşünebilirim”
şeklindeki son çıkışı aslında buna cevap! Yani onlara göre Ukrayna savaşını bitiremeden Trump ve Putin durdurulmalı…
On altı
, geldiğimiz noktada Rusya, önerilen 30 günlük ateşkes sürecinin işlevsel olmayacağını açıkça dile getirdi. Trump da buna “kızdı”. Yeni yaptırım tehdidinde bulundu. Kiev, alamayacağı toprakları geri istiyor, Moskova ise “savaşı çıkaran nedenleri” öldürmek. Bu da Rusları, barışın/zaferin sahaya abanmaktan geleceğine inandırıyor…
On yedi
, bir de Ukrayna-ABD ilişkileri var. ‘Nadir metaller’ öne çıksa da, Amerika’nın beklentileri daha büyük. Ukrayna’yı neredeyse koloni haline getiren bir dizi madde ülkeyi kapitülasyona bağlıyor. İlk bakışta savaş bitkini Kiev bunlara bile razı olabilir görünse de, yukarıdaki gerçekler/arkasındakiler bu alış-verişi de sabote ediyor…
On sekiz
, gelişmeler bizi iki süper güç liderinin, birbirlerinden başka dayanakları olmadığı gibi şaşılası bir tablonun önüne getiriyor. Trump ve Putin ‘tüm taraflara’ karşı sertleşirse ne olacağı da düşünmek gerekebilir.