Bizde Ar-Ge sürekli çalışır kekikli baklava deniyoruz

Asırlık baklavacı Karaköy Güllüoğlu, günde ortalama 1,5-2 ton üretim yapıyor. Yıllardır Karaköy’de hizmet veren İstanbul’un ilk fırınlı baklavacısı Karaköy Güllüoğlu, geliştirdiği inovatif ürünleriyle de pazarda fark yaratıyor.

Tüketici ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran ve bu doğrultuda diyabetik, çölyak, vegan hastaları için baklava üreten markanın beşinci kuşak yöneticisi Karaköy Güllüoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Güllü, “Ar-Ge sürekli çalışır bizde. Her zaman talepleri değerlendiririz. Mesela kekikli baklava deniyoruz şu sıralarda” dedi. Nadir Güllü ile markanın dünden bugüne gelişimini ve planlarını konuştuk.

68 yaşındayım, yılmadan çalıştım

Markanın temeli ne zaman nerede atıldı?

Temelleri 1843 yılında Gaziantep’te atılan markamız, babam Mustafa Güllü tarafından Karaköy Güllüoğlu olarak 1949 yılında İstanbul’un Karaköy semtinde faaliyete geçirildi. Biz İstanbul’un ilk fırınlı baklavacısıyız. Açıldığımız günden bugüne tek üretim ve satış merkezimiz var, o da Karaköy’de. Markamızın adından da anlaşılacağı gibi Karaköy Güllüoğlu.

Sizin sektöre girişiniz nasıl oldu? İşe başladığınızda zorluklar yaşadınız mı?

İlkokul yıllarında Gaziantep’te babamın yanında fıstık ayıklayarak başladığım çıraklık yıllarımı saymazsak liseden sonra. Zahmetsiz rahmet olmaz derdi babam tabii ki zorluklar yaşadım. Patron çocuğu falan demezlerdi. Ustalarımız çok sertti. Ben yılmadan çalıştım. Bulaşıkçılıktan başladım. Mesleğin her kademesinde çalıştım. Yaşım 68, halen çalışıyorum.

Şu anda sizinle birlikte markanın yönetiminde kaçıncı kuşak yöneticiler var?

Ben ve kardeşim Ömer beşinci kuşağız, oğlum ve iki kızım altıncı kuşak.

Günlük üretim miktarınız nedir? 2023 yılında satış hacminde ne kadarlık bir büyüme hedefliyorsunuz?

Üretim merkezimiz Karaköy’de. Günlük ortalama 1,5-2 ton üretim yapıyoruz. Büyüme hedefimiz her sene yaklaşık yüzde 30.

Brezilya’ya 1,5 günde baklava gönderiyoruz

Yıllardır tek dükkan ile hizmet veriyorsunuz. Neden başka şube açmayı düşünmediniz?

Kalitemizi sürdürebilmek için açıldığımız günden bugüne tek dükkânda devam ediyoruz. Zaten artık şubeye de gerek kalmadı, e-ticaret ile dünyanın her yerine ulaşabiliyoruz. Mesela Brezilya’ya 1,5 günde baklava gönderiyoruz. Ürünlerimiz kutularında 15 gün muhafaza edilebiliyor. Ürünlerimizin tüm malzemelerini yörelerinden, mevsiminde taze olarak alıyoruz. Bu konularda taviz vermediğimizden dünyanın dört bir tarafına baklava gönderebiliyoruz. Üç çocuğumla birlikte kardeşim Ömer Güllü ve ben üretimin ve işin başındayız. Enine değil dikine büyüyoruz. Kalitemizi koruyarak büyüyoruz.

Biraz da ürün çeşitlerinizden bahseder misiniz?

Sütlü Nuriye, şöbiyet, kuru baklava, cevizli, fıstıklı, fındıklı yaklaşık 20 çeşit ürünümüz var. Diyabetik, çölyak, vegan baklavalarımız var. Mevsime göre meyveli baklavalar da yapıyoruz. Aynı zamanda sürekli yeni ürün deniyoruz.

Pandemide e-ticaret hızla gelişti. Online satışlar arttı, tüketici alışkanlıkları da değişti. Siz bu değişime dönüşüme nasıl ayak uydurdunuz?

Biz pandemiden çok önce başlamıştık e-ticarete. Firmamızın her kademesinde -üretim, yönetim, pazarlama- işinin ehli çalışanlarımız var. E-ticaret tarafımızda da bu böyle. Her geçen gün satışlarımız artıyor. İstanbul’un her semtine, Türkiye’nin her yerine, dünyanın dört bir yanına baklava gönderiyoruz. Hedefimiz daima daha ileriye gitmek.

Günlük baklava tüketimi yaklaşık 1.250 ton

Türkiye’de günlük baklava tüketimi ne kadardır? Kaliteli bir baklava nasıl anlaşılır?

Türkiye’de günlük baklava tüketimi yaklaşık 1.250 tondur. Kaliteli baklava beş duyuya hitap eder. Altın sarısı rengiyle, sadeyağ ve fıstık kokusuyla, çatalı batırdığınızda kulağa gelen hışt sesiyle, ağızda dağılışıyla ve midenizi rahatsız etmemesiyle kendini belli eder.

Turistlerin baklavaya olan ilgisi nasıl?

İstanbul’a gelen turistler gezip dolaştıktan sonra Türk mutfağını özellikle baklavanın nasıl yapıldığını merak ediyor. Onlara üretim merkezimizi gezdiriyoruz. Baklavanın nasıl yapıldığını nasıl yendiğini öğretiyoruz. Turistler ekonomimize ciddi katkıda bulunuyor.

Peki, en çok hangi ülkelere baklava gönderiyorsunuz?

Dışarıda sürekli müşterimiz var. Bizden düzenli sipariş verenler var. Avusturya, Avrupa ülkelerine hatta Brezilya ve Amerika’ya baklava gönderiyoruz. Gönderdiğimiz baklava 15 gün kutuda kalabiliyor.

“Kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde çıkmamıştır”

Yılların markası Karaköy Güllüoğlu’nu başarıyla yöneten bir iş insanı olarak yeni nesle tavsiyelerini sorduğumuz Nadir Güllü, sorumuzu şöyle yanıtladı: “Gençlere tavsiyem sevdikleri işi yapmaları, mesleklerine saygı duymaları. Sorumluluk ve sadakat çok önemli. İşlerini sahiplenecekler.

Kimsenin yaptığı işte gözleri olmasın, sistemlerini kursunlar. Sürekliliği sağlamak da çok önemli. Taşı delen suyun gücü değil damlanın sürekliliğidir diyoruz. Bize dededen toruna beş kuşak müşteri geliyor. Kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde çıkmamıştır. İşine eğilmeyen yarın başkasının önünde eğilir. Zahmetsiz rahmet olmuyor.”

“Baklava profesörü oldum, pişman değilim”

İş yaşamınızda keşkeleriniz oldu mu?

Keşkesiz hayat olur mu? Elbette keşkelerimiz oluyor ancak dönüp baktığımda büyük pişmanlıklarım yok. Profesör doktor olmak istiyordum. Sınava girdim, tıp fakültesini kazandım. O sene sorular çalındı ve iptal oldu. Sonraki sene babam ya işinin başında dur ya oku, ikisi birden olmaz dedi. Ben de baklava profesörü oldum, pişman değilim.

Güne saat kaçta başlıyorsunuz?

Güne evde saat 10.00’da kahvaltıyla başlıyorum. 11.00’de dükkandayım. Bizim esas işimiz gece oluyor. Gece 01.00’e kadar çalışınca, sabah da ancak 11.00’de başlıyorum. İş hayatımı özel hayatımdan ayırmam.

“Bir işin ya aşığı olacaksın ya muhtacı”

Büyüklerinizden öğrendiğiniz ve kulağınıza küpe olan bir söz var mı?

Bir işin ya aşığı olacaksın ya muhtacı. Elin aşta, kalbin aşkta olacak. Herkes bildiği işi yapsın, işine odaklansın, başkasının işinde gözünüz olmasın derdi babam.

Geçmiş yıllara yönelik büyüklerinizin yaşadığı iş hayatıyla ilgili size anlatılan ilginç hikayelerden birini paylaşabilir misiniz?

Yeşil olandan istiyorum, üzerinde ceviz olandan istiyorum” diyen müşteriye babam eliyle tarif ederek fıstıklı dürüm ve cevizli burma diye doğrudan adını söylerdi. Onca yeşil ve onca cevizli arasında bilirdi müşterinin ne istediğini.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx